Ben artık iyiyi kötüyü ayırt edemeyecek hale geldim.
Neye yanayım, hangi birimize üzüleyim, nerden başlayayım yakınmaya, kime kızayım, kimi tutayım, hangisine inanayım?
Ama tek bildiğim, en içimden hissettiğim, daha çok hüzün olarak ama ve canımı yakan; neslimiz, geleceğimiz, bizi ileriye taşıyacak gençlerimiz, evlatlarımız, göz bebeklerimiz...
Kaç gündür bin bir duyguya girip çıktım, hepsini dibine kadar yaşadım.
Ne haklı bulabildim ne haksız...
Herkes kendince haklıydı gerçekten.
Neresinden tutarsan tut elinde kalıyor.
Şu hayatı bu kadar ağır yaşamak... Hakikaten çok zor. Dibini dibini sıyırmak, her duyguda en dibi görmeden rahat edememek. Her şeyimiz abartı olmaya başladı artık. Sevincimiz de kızgınlığımız da acımız da hüznümüz de nefretimiz de sevdamız da. Elimizde değil...
Ne ayar kaldı ne fren.
Haklıyız da bunda. Ya en derine iniyoruz veya göklere çıkıyoruz orta bir duygumuz yok. Hayatı uçlarda yaşamayı kendimize huy edindik. Ya da hayat bize bunu zorla öğretti.
Şu an tek duygum var; hüzün...
Niye bilmiyorum her detay artık içime dokunmaya başladı. Kaç gündür tüm duyguları yaşadım ama artık yerini hüzne bıraktı. Çok seviyorum insanımı, memleketimi, gençlerimizi, çocuklarımızı...
Ne kadar kızsam da yorulsam da her detayımıza hayranım ben.
Bu kadar yorulmamıza mı üzüleyim, o gençlerin asıl çığlıklarına mı yanayım, bunu kullananlara mı delireyim, pırıl pırıl beyinlerin ortalık da heba olmasına mı dağılayım, hayatlarını nasıl rayına sokacaklarını bilemeyen kendilerini başıboş, hiçbir yere sığmayan, çaresiz hisseden, büyük bir çıkmaza giren girdikçe çıkamayıp battıkça batan geleceğimiz hepimizin canı kanı bir taneleri gençlerin haline oturup bağıra bağıra ağlayasım var.
Hangisinden başlayalım...
Yakinen biliyorum 2 tane kardeşim var bu halde. Tamamen kaybolmuş durumdalar.
Bir şey bekliyorlar ama ne? Onlarda bilmiyor ki şu an ne yapacaklarını. Şu an onlar için her şey öyle imkansız ve zor ki. Bir girdabın içindeler ve ben bunu içimde hissediyorum.
İşin kötüsü onları oradan çıkaramıyorum da, içim gidiyor. Evet, bende kayboldum zamanında hepimiz gibi ama canından çok sevdiklerinin de senin düştüğün girdabı görsün istemiyorsun. Biz yaşadık onlar yaşamasın istiyorsun.
Ben artık sapıttım, neresinden tutsam elimde kalıyor, elimizde kalıyor...
Herkes çaresiz, herkes haklı, herkes çıkmazda. Herkes hak peşinde, hatta sadece yaşamak derdinde.
Bütün kavga bu yüzden; adam gibi yaşamak...
Hakkıyla, layıkıyla insan gibi yaşamak...
Selamete erdir Rabbim.
Aslında iyi insanlarız biz. Sadece başımız çok dolu uğraşanlarımız çok, uğraşacak konumuz çok, beynimizi hayatımızı çorbaya çeviren çok, dengemizi şaşırtan çok, damarımıza basan çok.
Aslında memleketim gibi insanım da güzel benim ama...
İşte bu amanın içi çok dolu...
Ben artık iyiyi kötüyü ayırt edemeyecek hale geldim. Neye yanayım, hangi birimize üzüleyim, nerden başlayayım yakınmaya, kime kızayım, kimi tutayım, hangisine inanayım? Ama tek bildiğim, en içimden hissettiğim, daha çok hüzün olarak ama ve canımı yakan; neslimiz, geleceğimiz, bizi ileriye taşıyaca
Her zamanki gibi oldu. Yine tarih tekerrür etti. Şaşırdık mı? Hayır, bekliyorduk hadi kabul edelim. Biz hiç bir zaman usulünce, uslubunca iş beceremeyiz. Yine sap ile samanı karıştırdık. En baştan belliydi böyle olacağı... Galiba bu bizim kaderimizde var ya da bu biraz güzelleme oldu durun. Biz
“Farkında mısınız? Son bir kaç yılda acayip yıprandık. Perişan olduk, bittik, battık...” Bende dahil çok fazla tekrar eder buldum bu kelimeleri. Doğruluk payı büyük evet ama ne zaman düzayağa çıktık ki biz. Ne ara rahata erdik de yeniden başa döndük? Çünkü benim hatıralar da böyle güneşli günler
Önüme şu sıralar o kadar çok başı boş köpek videosu ve saldırısı çıkıyor ki. Ve ben her gece bilmem kaç tane köpeğin bağırışları, çığlıkları ile uyuyorum. Artık şaka maka işler çığırından çıkmaya başladı. Ve Yunuseli bölgesi level atlıyor bu konuda. Daha 2 gün önce öyle çok uluma öyle çok köpek h
Şikayetçiyim kendimizden. Şu akıl kullanma konusunda büyük sıkıntılarımız var bizim. Bakın yok değil var, hem de yeri geldi mi en keskininden var ama çoğu zaman kullanma zahmetine girmiyoruz nedense. Sağlam bir tetiklenmemiz, arkamızdan ittirilmesi ya da kışkırtılmamız falan lazım. Önümüze serile
Bu pandemi sanırım bize sandığımızdan daha fazla zarar verdi. Şaka maka 5 sene geçti üstünden ama biz bir türlü etkisinden sıyrılamadık. Her alanda etkilemiş daha ben yeni yeni farkına varıyorum. Hatta o zamanlar bununla ilgili bir yazı okumuştum ve açıkçası öne sürülenler de çok absürt gelmişti.