“Farkında mısınız? Son bir kaç yılda acayip yıprandık. Perişan olduk, bittik, battık...”
Bende dahil çok fazla tekrar eder buldum bu kelimeleri.
Doğruluk payı büyük evet ama ne zaman düzayağa çıktık ki biz.
Ne ara rahata erdik de yeniden başa döndük? Çünkü benim hatıralar da böyle güneşli günler falan yok. Anamın babamın hatıralarında güneşin kendisi dahi yok da. Ben yine ucundan kıyısından birazcık görmüş olabilirim bak. Olduysa da ya biz fark etmedik veya bizi pas geçti bu güneş.
Ama yılgın mıyım evet büyük yılgınım.
Anam babam bu kadar etkilenmiyor bak. Buna hep şaşırmıştım ama şimdi anlıyorum. Onlar zamanında bu deryaların dibine dibine, batıp batıp tekrar çıktıkları için bu sadece birazcık çamura bulanmak gibi bir şey. Ama ben?
Bıkkın mıyım? Çok...
Hakikaten bıktım kendimizden. Değişmememizden, düzelmememizden, empati yoksunu olmamamızdan, bir arada yaşamayı yüzyıllardır öğrenememiş olmamızdan, her daim birbirimizin arkasından kuyu kazabilme yeteneğine sahip oluşumuzdan, kabullenememe meretinden kurtulamayışımızdan, saygı kelimesinin içinin boşluğundan, bu kadar yalandan dolandan, dalavereden, oyundan, kumpastan, büyük burundan, havadan, cakadan, kibirden...
Kısacası bizi biz yapan her şeyden yıldım, bıktım, yoruldum.
En çok da beklemekten yoruldum, ummaktan yoruldum, inanmaktan yoruldum.
Biz neden bu kadar kaos seviyoruz ya?
Hakikaten bak! Niye sakin kalmayı beceremiyoruz?
Ben, eski bendeki gözümde ve kalbimde sevgiyle aşkla büyüttüğüm, inandığım, sevdiğim milletimi, devletimi, insanımı, ülkemi istiyorum ya.
Acaba diyorum şu sıralar, ben mi çocuk aklımla çok gözümde büyütmüşüm bizi?
Ve bu soru beni çok yıpratıyor.
Bu kadar stres, bu kadar yüksek tansiyon, bu boş gereksiz zırvalık saçması, sebepsiz telaş, koşuşturma, ona buna saldırma hem de ağzından köpükler çıkararak...
Ona buna dediysem kendi insanı ha yanlış anlaşılma olmasın. Sadece görüşler farklı o kadar. Herkes ama sadece biri değil hepsi aynı.
Kime inanacağımı şaşırdım, hangisine şaşırayım onu bile şaşırdım.
Böyle neler oluyor, bu iddialar da neyin nesi? Böyle bir şeyin var olma ihtimali bile yeterince kendi içinde şok derecesindeyken üstelik.
Bir anda ortalık yangın yeri...
Ne ara oldu, ne zaman oldu, nasıl oldu kimse bilmiyor inanın. Biz yine bir anda büyük bir kaosun içinde bulduk kendimizi.
En önemlisi ve yıllardır hiç sekmeyen, hiç değişmeyen bir ayrışmanın...
Bu oyun hep mi işe yarar arkadaş bu memlekette?
Her defasında bu tongaya nasıl böyle balıklama düşebiliriz aklım almıyor.
Aşığız karışıklığa ve kaosa, ayrılmaz bağlarla bağlıyız resmen.
Adam sokağa davet etti milleti ya...
Çıkın dedi; yıkın parçalayın ortalığı dağıtın der gibi dedi. Gibisi fazla bak.
Seçime var bilmem kaç yıl, biz son bir senedir seçim, aday, cumhurbaşkanı kelimelerinin içinde boğulduk bile.
Hatta daha da el attılar hafta sonu seçime gidiyoruz...
Bak kim haklı kim haksız bilmiyorum, kimse bilmiyor hatta.
Ama ortada büyük büyük hokkabazlıklar dönüyor.
Allah aşkına şu yaşadıklarımızın, bu kavgaların 50-60 yıl öncesiyle ne farkı var?
Gram değişmez mi bir millet? Hiç mi gelişmez hiç mi akıllanmaz?