Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Afet

Bursa Hayat Gazetesi - Afet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Afet haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Başkan Taban afetlere karşı alınan önlem ve çalışmaları paylaştı Haber

Başkan Taban afetlere karşı alınan önlem ve çalışmaları paylaştı

İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, her yıl 1-7 Mart tarihlerinde kutlanan Deprem Haftası çerçevesinde, İnegöl Belediyesi'nin doğal afetlere karşı gerçekleştirdiği kapsamlı çalışmaları kamuoyu ile paylaştı. İnegöl'ün bir deprem bölgesi olduğu gerçeğiyle hareket ettiklerini vurgulayan Taban, güvenli bir yaşam için hayata geçirilen projeleri anlattı. “AFETLERLE SINANMIŞ BİR BÖLGEYİZ” İnegöl'ün, Bursa'nın yüzölçümü açısından üçüncü büyük ve nüfus olarak dördüncü büyük ilçesi olduğunu belirten Başkan Taban, şehrin afetlere karşı daha hassas bir bölgede olduğunu söyledi. 1999 Marmara Depremi, 1960'lar ve 2003'teki sel olayları ve 72 heyelanla doğal afetlerin İnegöl’ü geçmişte de etkilemiş olduğuna dikkat çeken Başkan Taban, "İnegöl, afetlerle sınanmış bir bölgedir ve bu yüzden attığımız adımlar çok daha önemlidir" dedi. DOĞAL AFET VE RİSKİYLE MÜCADELE EYLEM PLANI Başkan Taban, İnegöl Belediyesi olarak afetlere karşı hazırlıklı olmak için 2019'da kapsamlı bir Doğal Afet ve Riskiyle Mücadele Eylem Planı hazırladıklarını belirtti. 2020 yılında tamamlanan 193 maddelik eylem planı, şehirdeki farklı paydaşlarla iş birliği içinde oluşturulmuş. İnegöl Belediyesi, AFAD, Bursa Teknik Üniversitesi ve diğer yerel paydaşlarla koordineli bir şekilde afetlere karşı hazırlık yapıyor. “İNEGÖL'DE 125 TOPLANMA ALANI BULUNUYOR” İnegöl'deki toplanma alanlarıyla ilgili de önemli çalışmalar yapıldığını belirten Başkan Taban, "Şehrimizde 125 toplanma alanı bulunuyor ve bu alanların toplamı 194 bin 600 m²’lik bir alanı kapsıyor. Ayrıca, çadır kent ve konteyner kent alanlarıyla ilgili ciddi yatırımlar yaptık. Şehrimizde belirlenen 575 bin m²’lik alanda 14 Çadır Kent ve 551 bin 900 m²'lik alanda 8 Konteyner Kent alanımız bulunmaktadır" dedi. DİJİTAL BİNA RİSK HARİTASI VE KENTSEL DÖNÜŞÜM İnegöl Belediyesi, şehirdeki yapıların dayanıklılığını artırmak amacıyla Dijital Bina Risk Haritası üzerinde çalışmalar yürütüyor. Bu proje ile şehrin eski yapı stokuna dair mahalle, cadde bazında risk analizleri yapılarak binaların güvenliği sağlanacak. Ayrıca Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi, İnegöl’ün depreme dayanıklı hale gelmesinin en güçlü aracı olarak öne çıkıyor. Başkan Taban, "Kentsel dönüşüm stratejileriyle bölgede önemli projelere imza atıyoruz ve Turgutalp Mahallesi'nde ilk etap çalışmalarına başladık" diye belirtti. GÖNÜLLÜ ARAMA KURTARMA EKİPLERİNE DESTEK İnegöl Belediyesi, doğal afetlere hazırlık kapsamında gönüllü arama kurtarma ekiplerini aktif bir şekilde destekliyor. 2020 yılında başlatılan "O Kahraman Benim" gönüllülük hareketiyle İnegöl'de birçok STK ile birlikte arama kurtarma eğitimi ve ilkyardım seminerleri düzenleniyor. Başkan Taban, "İnegöl’de yapay enkaz alanları oluşturduk ve gönüllü ekiplerimize çeşitli eğitimler veriyoruz" dedi. FARKINDALIK ÇALIŞMALARI Başkan Taban, şehrin afetlere karşı farkındalık seviyesini artırmak için çeşitli etkinlikler düzenlediklerini belirtti. Afet çantası mobil uygulaması, deprem tatbikatları, bisiklet turları ve sergilerle halkın bilinçlenmesini sağladıklarını ifade etti. Ayrıca, afet anında yapılacakları hatırlatan uygulamalar, Türkiye'nin her yerinde kullanılabilir hale geldi. TOPLU KONUT PROJELERİ İLE AFETE DAYANIKLI YAPILAR Başkan Taban, TOKİ ile yürütülen projelere de değindi ve "1285 konutun yapımını tamamladık. Bunlar, deprem dayanıklı ve kaliteli yapılar olarak halkımızın hizmetine sunuluyor" dedi. Bu konutlarla birlikte şehirdeki merkezi yoğunluk azaltılarak afetlere daha dirençli bir kent yapısı oluşturuluyor.

Afet konutlarının tasarımı: Sismik, sel ve diğer doğal afetlere dayanıklılık Haber

Afet konutlarının tasarımı: Sismik, sel ve diğer doğal afetlere dayanıklılık

Afetler, doğal veya insan kaynaklı olabilir ve toplumları büyük ölçüde etkileyebilir. Bu bağlamda, afet konutlarının tasarımı, özellikle sismik, sel ve diğer doğal afetlere karşı dayanıklılık açısından büyük önem taşır.  SİSMİK DAYANIKLILIK 1. Yapısal Tasarım ve Malzeme Seçimi Sismik dayanıklılık, bir yapının deprem sırasında zarar görmeden veya minimum hasar ile kurtulabilmesi için yapılan tasarımları içerir. Yapısal tasarımda, depremin oluşturduğu yatay ve düşey yükleri karşılayabilen sistemler kullanılmalıdır. Bu bağlamda, esnek ve güçlü malzemeler tercih edilmelidir. Çelik ve betonarme gibi malzemeler, sismik yükleri emme kapasitesine sahip olabilir. Ayrıca, yapıların yatay ve düşey güçlendirmeleri, şok emici sistemler ve sismik izolasyon teknikleri uygulanmalıdır. 2. Temel ve Zemin Tasarımı Temel tasarımı, depremin etkilerini azaltmada kritik bir rol oynar. Derin temeller ve sıkı zemin etütleri ile yapıların zeminle uyumlu hale getirilmesi gerekir. Ayrıca, zemin etütleri yapılarak, sismik aktiviteye uygun temel çözümleri geliştirilmelidir. SEL DAYANIKLILIĞI 1. Konumlandırma ve Yükseklik Sel dayanıklılığı, genellikle konumlandırma ve yükseklikle ilgilidir. Afet konutları, sel riski taşıyan bölgelerde mümkün olduğunca yüksek zeminlere inşa edilmelidir. Yüksek temeller ve su geçirmez malzemeler kullanılarak, sel sularının yapıya girmesi engellenebilir. Ayrıca, konutların çevresinde selin yönünü değiştirebilecek altyapı çözümleri de değerlendirilmelidir. 2. Su Yönetimi Sistemleri Sel dayanıklılığı için su yönetimi sistemleri büyük önem taşır. Bu sistemler, yağış ve sel sularını kontrol edebilmek için drenaj sistemleri, su birikintilerini önleyici yapılar ve barajlar gibi çözümleri içerir. Ayrıca, yağışa bağlı su seviyelerini izleyen sensörler ve erken uyarı sistemleri ile sel riskleri minimize edilebilir. DİĞER DOĞAL AFETLER 1. Rüzgar ve Fırtına Dayanıklılığı Afet konutları, kuvvetli rüzgar ve fırtınalardan korunmak için aerodinamik tasarımlar ve sağlam çatı sistemleri ile güçlendirilmelidir. Ayrıca, pencere ve kapı sistemleri rüzgar geçirmez özellikte olmalı ve kuvvetli rüzgarların etkilerini en aza indirmek için gerekli önlemler alınmalıdır. 2. Çığ ve Erozyon Koruma Çığ ve erozyon riski taşıyan bölgelerde, yapının çevresinde toprak koruma sistemleri ve doğal engeller kullanılmalıdır. Ayrıca, yapının etrafındaki eğimlerin stabilize edilmesi, çığ risklerini azaltabilir.

Yıkıcı deprem tehlikesine sahip diri faylar inceleniyor Haber

Yıkıcı deprem tehlikesine sahip diri faylar inceleniyor

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinde (Van YYÜ) görevli akademisyenler, Van Gölü'nün kuzey ve güneyinde bulunan diri fayları incelemek için iş makinesi yardımıyla kazdıkları hendeklerde, yıkıcı depreme neden olabilecek fayların gelecekteki tehlikesini araştırıyor. TÜBİTAK destekli 8,5 milyon liralık, "Türkiye Diri Faylarının Paleosismolojik Özelliklerinin Belirlenmesi” projesi kapsamında Yüksekova-Şemdinli Fay Zonu, Başkale, Erciş ve Tutak fay zonlarında inceleme yapılıyor. Van Afet Yönetimi ve Deprem Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Azad Sağlam Selçuk, Van YYÜ Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Uygulamalı Jeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Selçuk ve Van YYÜ Güvenlik Meslek Yüksekokulu Acil Durum ve Afet Yönetimi Bölümü Doktor Öğretim Üyesi Sacit Mutlu'nun öncülüğündeki araştırma ekibi, Van Gölü'nün kuzey ve güneyinde bulunan diri fayları inceliyor. Proje kapsamında titizlikle incelenen fayların gelecekteki deprem üretme potansiyelleri araştırılıyor. “8,5 MİLYON LİRALIK BİR DESTEKLE YAPILIYOR” İHA muhabirine konuşan Afet Yönetimi ve Deprem Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Sacit Mutlu, "Türkiye Diri Faylarının Paleosismolojik Özelliklerinin Belirlenmesi" projesi çerçevesinde Van Gölü'nün kuzey ve güneyindeki çalışmalarını yürüttüklerini belitti. Dr. Öğretim Üyesi Mutlu, “Özellikle Van Gölü'nün hemen güneyinde yer alan ve sismik boşluk olarak değerlendirilen Şemdinli-Yüksekova Fay Zonu, yine o bölgede bulunan ve MTA tarafından 2012 yılında haritalanan Başkale Fay Zonu, Van Gölü'nün kuzeyinde yer alan Erciş Fay Zonu ve Tutak Fay Zonu'nu proje kapsamında gerçekleştireceğiz. TÜBİTAK 1007 Kamu Projesi kapsamında desteklenen bir proje ve yaklaşık 8,5 milyon liralık bir destekle yapılıyor. Genel olarak bölgemize baktığımız zaman 2011 yılında yıkıcı bir deprem meydana geldi. Onun dışında 2020 yılında Başkale'de yıkıcı bir deprem meydana geldi. Bizler de bu faylarla ilgili bölgede genel olarak çalışma gerçekleştiriyoruz” dedi. “FAYLARIN GELECEKTEKİ TEHLİKESİNİ BELİRLEMEYİ AMAÇLIYORUZ” Harita Genel Müdürlüğünden elde etikleri yüksek çözünürlüklü verilerle çalışmayı sürdürdüklerini dile getiren Mutlu, “Sahada drone ile görüntüler alıyoruz ve bölgede paleosismolojik kazı yapacağımız hendek lokasyonlarını belirliyoruz. Bu projenin amacı; Türkiye'de yıkıcı depremlere neden olabilecek fayların gelecekteki tehlikesini belirlemektir. Bu anlamda hem şehir bölge planlama hem de alt ve üst yapıya ciddi derecede destek sağlayabilecek veriler elde edebiliyoruz. Böylece hem Şemdinli-Yüksekova Fay Zonu hem Başkale Fay Zonu hem Erciş hem de Tutak fayının geçmişte ürettiği yıkıcı depremleri tarihlendirebiliyoruz. Aynı zamanda bu fayları yaşlandırabiliyoruz ve bu fayların gelecekte deprem üretme potansiyellerini ortaya koymaya çalışıyoruz” diye konuştu.

Afetlerden ders almak: Daha güvenli bir gelecek için öneriler Haber

Afetlerden ders almak: Daha güvenli bir gelecek için öneriler

Doğal afetler, hayatımızı tehdit eden ve toplumlar üzerinde yıkıcı etkiler yaratan olaylardır. Depremler, sel felaketleri, yangınlar, fırtınalar ve kasırgalar gibi afetler can ve mal kayıplarına neden olabilir, altyapıyı tahrip edebilir ve ekonomik faaliyetleri sekteye uğratabilir. Son yıllarda iklim değişikliğinin etkisiyle afetlerin sıklığı ve şiddeti artmaktadır. Bu nedenle, afetlerden ders almak ve gelecekte daha güvenli bir dünya inşa etmek için gerekli adımları atmak hayati önem taşımaktadır. AFETLERDEN DERS ALMANIN ÖNEMİ: Can kaybını ve yaralanmaları önlemek: Afetlerden ders alarak, binaları daha sağlam hale getirebilir, erken uyarı sistemlerini geliştirebilir ve tahliye planlarını iyileştirebiliriz. Bu sayede can kaybını ve yaralanmaları önemli ölçüde azaltabiliriz. Maddi hasarı azaltmak: Afetlere karşı hazırlıklı olmak, altyapının zarar görmesini ve maddi kayıpların yaşanmasını önleyebilir. Ekonomik kalkınmayı sürdürmek: Afetler, ekonomik kalkınmayı sekteye uğratabilir. Afetlere karşı dirençli bir altyapı ve ekonomi inşa ederek, bu tür durumlardan daha az etkilenebiliriz. Sosyal dayanışmayı artırmak: Afetler, toplumda dayanışma ve yardımlaşma ruhunu pekiştirir. Afetlerden ders alarak, bu tür durumlarda daha hızlı ve etkin bir şekilde organize olabiliriz. DAHA GÜVENLİ BİR GELECEK İÇİN ÖNERİLER: Afet risk değerlendirmesi yapmak: Her bölgenin afet risklerini belirlemek ve bu risklere göre planlama yapmak önemlidir. Afetlere karşı dayanıklı altyapı inşa etmek: Binalar, köprüler, barajlar ve diğer altyapı tesisleri, afetlere karşı dayanıklı olacak şekilde tasarlanmalı ve inşa edilmelidir. Erken uyarı sistemlerini geliştirmek: Afetlerin erken ve doğru şekilde tahmin edilebilmesi ve gerekli uyarıların yapılabilmesi için erken uyarı sistemleri geliştirilmeli ve yaygınlaştırılmalıdır. Eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları yapmak: Afetlere karşı bilinçli ve hazırlıklı bir toplum oluşturmak için eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları yapılmalıdır. Uluslararası iş birliğini güçlendirmek: Afetlerle mücadelede uluslararası iş birliği ve bilgi paylaşımı önemlidir. SONUÇ: Afetlerden ders almak ve gelecekte daha güvenli bir dünya inşa etmek için hepimize önemli görevler düşmektedir. Devletler, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve bireyler olarak birlikte çalışarak afetlere karşı daha dirençli bir toplum oluşturabiliriz. Unutmayalım ki, afetlere karşı hazırlıklı olmak, canımızı, malımızı ve geleceğimizi korumak demektir.

Afetler neden arttı? Haber

Afetler neden arttı?

Son yıllarda, sel, fırtına, kuraklık ve orman yangını gibi doğal afetlerin sıklığı ve şiddeti artıyor. Bu durum, hem can kayıplarına ve maddi hasara yol açıyor, hem de küresel ekonomiyi olumsuz etkiliyor. Peki, afetler neden arttı? Bu sorunun cevabı karmaşıktır ve tek bir faktöre indirgenemez. Ancak, afetlerin artmasında rol oynayan en önemli etkenlerden ikisi iklim değişikliği ve insan faaliyetleridir. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ETKİSİ: İklim değişikliği, küresel ısınmaya yol açarak Dünya'nın iklim sistemini bozuyor. Bu durum, deniz seviyesinin yükselmesine, aşırı hava olaylarının artmasına ve buzulların erimesine neden oluyor. Deniz Seviyesinin Yükselmesi: Küresel ısınma, okyanusların ısınmasına ve hacimlerinin genişlemesine neden oluyor. Bu durum, deniz seviyesinin yükselmesine ve kıyı bölgelerinde sellere yol açıyor. Aşırı Hava Olayları: İklim değişikliği, fırtınalar, kasırgalar, sel ve kuraklık gibi aşırı hava olaylarının daha sık ve şiddetli olmasına neden oluyor. Bu olaylar, can ve mal kayıplarına yol açıyor ve altyapıya zarar veriyor. Buzulların Erimesi: Küresel ısınma, buzulların erimesine ve deniz seviyesinin yükselmesine neden oluyor. Bu durum, kutup ayılarının ve diğer deniz canlılarının yaşam alanlarını tehdit ediyor. İNSAN FAALİYETLERİNİN ETKİSİ: İnsan faaliyetleri de afetlerin artmasında önemli bir rol oynuyor. Ormanların tahrip edilmesi, şehirleşmenin artması ve yanlış tarım uygulamaları gibi faktörler, doğal afetlere karşı savunmasızlığımızı artırıyor. Ormanların Tahrip Edilmesi: Ormanlar, toprak erozyonunu önler ve sel riskini azaltır. Ormanların tahrip edilmesi, toprak erozyonuna ve sellerin daha şiddetli olmasına neden olur. Şehirleşme: Şehirleşme, su yollarının üzerinin betonla kaplanmasına ve doğal drenaj sistemlerinin bozulmasına neden olur. Bu durum, sellerin daha sık ve şiddetli olmasına yol açar. Yanlış Tarım Uygulamaları: Aşırı sulama ve gübre kullanımı gibi yanlış tarım uygulamaları, toprak erozyonuna ve su kaynaklarının kirlenmesine neden olur. Bu durum, kuraklık riskini artırır. AFETLERİN SONUÇLARI: Afetlerin artmasının bazı önemli sonuçları şunlardır: Can Kayıpları ve Maddi Hasar: Afetler, her yıl binlerce insanın hayatını kaybetmesine ve milyarlarca dolarlık maddi hasara yol açmasına neden oluyor. Ekonomik Kayıplar: Afetler, tarıma, altyapıya ve turizme zarar vererek ekonomik kalkınmayı sekteye uğratıyor. Göç: Afetler nedeniyle evlerini kaybeden insanlar, yeni yerlere göç etmek zorunda kalabiliyor. Bu durum, sosyal ve politik gerginliklere yol açabiliyor. ÇÖZÜM ÖNERİLERİ: Afetlerin artmasını engellemek için uluslararası ve ulusal düzeyde acil önlemler alınması gerekiyor. Sera gazı emisyonlarını azaltmak, ormanları korumak ve sürdürülebilir kalkınma politikaları uygulamak gibi adımlar, afet riskini azaltmak için hayati önem taşıyor. Bireysel olarak da afetlere karşı hazırlıklı olmak önemlidir. Afet planı hazırlamak, acil durum çantasını hazırlamak ve ilk yardım eğitimi almak gibi adımlar, afetlerin olumsuz etkilerini en aza indirmeye yardımcı olabilir. SONUÇ: Afetler, insanlığın karşı karşıya olduğu en önemli küresel sorunlardan biridir. Bu sorunu çözmek için hepimize görev düşüyor. İklim değişikliğiyle mücadele etmek, sürdürülebilir bir yaşam tarzı benimsemek ve afetlere karşı hazırlıklı olmak, gelecek nesiller için daha güvenli bir dünya inşa etmemizi sağlayacaktır.

Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
logo
Bursa Hayat Gazetesi En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.